Akkoyunlular (Akkoyunlu Devleti)
Akkoyunlular (Akkoyunlu Devleti)
Akkoyunlu oymağının Doğu Anadolu’ya geliş tarihi hakkında güvenilir bilgiyi, Akkoyunlu hanedanının tarihi olan, Ebû Bekr-i Tihrânî’nin Kitâb-ı Diyarbekriyye’sinde bulmak mümkündür. Devletin kurucusu Karayülük Osman Bey’i, Bayındır Han vasıtasıyla, 52. göbekte Oğuz Han’a bağlayan yazar, oymağın ilk önce XIII. asrın başlarında Doğu Anadolu’da göründüğünü, Moğol istilâsına karşı koyduklarını, giderek Diyarbekir havâlisine hâkim olup, bu arada Trabzon Rum Devleti’ne ve Gürcülere karşı da seferlere giriştiklerini kaydeder.
Konar-göçer bir Türkmen topluluğu olan Akkoyunlular’ın adlarının, besledikleri sürülerden verilmiş olması muhtemeldir. Çeşitli Farsça ve Arapça kaynaklar, Akkoyunlular’ın menşe’lerinden bilgi vermeksizin, Selçuklu ve Artuklu beylerinden olduklarını ifade etmelerine karşılık, yukarda zikredilen Akkoyunlu tarihi olan Kitab-ı Diyarbekriye’de, Akkoyunluların, Oğuz Han neslinden geldikleri belirtilmektedir.
Buna göre, Oğuzlar’ın Bayındır boyunun bir oymağı olan Akkoyunlular’ın, Peygamber efendimiz devrinde (VII. yüzyıl) Kıpçak ülkesine, oradan da Ârran Ovası’na geldiklerini, Selçuklular döneminde bu devletin hizmetine girdiklerini ve Diyarbakır bölgesinin kendilerine ikta olarak verildiğini kaydetmektedir.
Oğuzlar’ın Bayındır boyundan inen Akkoyunlular’ın tarihi, 1300 yıllarından itibaren bilinmektedir. Akkoyunlular’dan, bilinen ilk tarihi simâ, Tur-Ali Bey’dir. Karakoyunlu devletini yıkarak (1469), onun yerine büyük bir Türkmen devleti haline gelen Akkoyunlular’ın, bu tarihe kadar başlarında bulunan reisleri şunlardır:
1) Tur-Ali Bey (?-1360): Babası Akkoyunlu Beylerinden Pehlivan Bey’dir. Kendisine bağlı Türkmenler’le Diyarbakır’da yurt tuttuğu bilinmektedir. İlhanlı Gazan Han (1248-1291)’a genç yaşta intisap ettiği ve onun maiyetinde Suriye seferine katıldığı bilinmektedir.
2) Fahreddin Kutlu Bey (1360-1389): Babası Tur-Ali Bey’den sonra, Akkoyunlular’ın reisliğine gelmiştir. Devri oldukça hareketli geçmiş, Sivas hakimi Kadı Burhaneddin, Trabzon Rum İmparatorluğu, Mısır Memlûk Sultanlığı ve amansız rakipleri Karakoyunlular’la mücadele etmiştir. 1389 yılında ölen Fahreddin Kutlu Bey’in mezarı, Bayburt’un Sinor köyündedir.
3) Ahmed Bey (1389-1397): Fahreddin Kutlu Bey’in oğludur. Babasının ölümü üzerine, Akkoyunlular’ın reisliğine getirilmiştir. Uzun süre, Kadı Burhaneddin’in yüksek hakimiyetini kabul etmek zorunda kalan Ahmed Bey, 1397 yılında onun tarafından öldürülmüştür.
4) Fahrüddin/Bahaüddin Kara-Yülük Osman Bey (1397-1435): Akkoyunlular’ın, Doğu Anadolu’da hakimiyetini perçinleyen reisleridir. Fahreddin Kutlu Bey’in oğullarındandır. Rakipleri ve ağabeyi Ahmed Bey’i öldürten Kadı Burhaneddin’i mağlûp ve katletmiş, daha sonra Karakoyunlu Kara-Yusuf’la, Türkmenler üzerindeki hakimiyet ve Doğu-Güneydoğu Anadolu’yu elde etmek için, amansız bir mücadeleye girmiştir.
5) Celâlüddin Ali Bey (1435-1438): Kara-Yülük Osman Bey’in veliaht tayin ettiği oğlu olup, babasının yerine Akkoyunlu reisliğine getirilmiştir.
6) Nurüddin Hamza Bey (1438-1444): Kara-Yülük Osman Bey’in diğer oğludur.
7) Cihangir Bey (15/10/1444-1453): Celâlüddin Ali Bey’in oğludur. Hakim olduğu Urfa’dan hareketle, Akkoyunlu beyliğini tekrar toplamayı başarmıştır.
Nusretüddin Ebû-Nasr Uzun Hasan Bey (1435-6/1/1478): Akkoyunlular’ı bir devlet haline yükselten, Akkoyunlu Uzun Hasan Bey olmuştur.
Karakoyunlular’ın büyük hükümdârı Cihân-şâh’ı (1467), Türkistan hükümdârı Ebu Said’i (1469) ortadan kaldırarak bütün İran’a, Irak’a, Kafkasya’ya ve Doğu Anadolu’ya sahip oldu.
Batı Anadolu’ya doğru olan hedefi, Osmanlı hükümdârı Fatih Sultan Mehmed (1451-1481) karşısında aldığı Otlukbeli (11 Ağustos 1473) yenilgisi ile neticesiz kaldı. Bu yenilgiye rağmen ayakta kalmayı başaran Uzun Hasan, Orta ve Batı Anadolu’dan tamamen elini çekmekle beraber, Tebriz taht merkezi olmak üzere diğer Akkoyunlu topraklarını elinden bırakmadı.
1478 yılında vefat eden Uzun Hasan, büyük devlet adamlığı vasfı yanında, memlekette uzun süreden beri ihmal edilmiş olan imâr faaliyetlerine hız verdi. Doğu ve Güneydoğu Anadolu’yu harap eden aşiret kavgalarına, mera, otlak anlaşmazlıklarına son verebilmek için, birçok kanunlar düzenledi. Bu kanunlar, uzun süre, bölgede “Hasan Padişah Kanunları” olarak anılagelmiştir. Osmanlılar dahi, Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgesini ele geçirdikleri zaman, bu kanunlarda çok az değişiklikler yaparak yürürlükte bırakmışlardır.
9) Sultan Halil (6/1/1478-24/12/1490):Uzun Hasan Bey oğlu.
10) Sultan Yâkub (15/7/1478-24/12/1490): Uzun Hasan Bey’in diğer oğlu olup, son dirayetli Akkoyunlu hükümdarıdır. Ölümünden sonra devlet, inkırâza yüz tutmuştur.
Sultan Yakub’dan sonra sırasıyla Sultan Baysungur (24/12/1490-1492 Mayıs), Sultan Rüstem (Mayıs 1492-1496 yılı başı), Sultan Dâmâd/Ahmed Göde/(1496 başı-1498), Sultan Mehmed (1498-1500), Sultan Elvend (1500-1504), Sultan Murad (1504-1508) hükümdarlık yapmışlardır. Akkoyunlu devletine diğer bir Türk teşekkülü olan Safevî hanedanı son vermiştir.
Dogu Türkistan Uygur Devleti
Iç Asya’ya dogru göçen Uygurlar’in basinda, Vu-hi Tegin’in kardesi, Ngo-nie Tegin bulunuyordu. Kendisi 13 Uygur kabile birliginin son “kagan”i (846-948) kabul edilmektedir. Batiya gelen Uygur kolu, Tanri Daglari, Bes-balik, Turfan taraflarina yerleserek, 840’da Kara-Balasagun’da istilacilar eli ile öldürülen Uygur hakaninin yegeni, Mengli’yi “kagan” (Ulug Tangride Kut Bulmis Alp Külüg Bilge) seçtiler (856). Tibetliler’in hücumuna karsi, nüfuzu altinda tutmak istedigi bu bölgede, kendisine bir dost arayan Çin, bu Uygur Devleti’ni derhal tanidi. 873’e dogru “kagan”in Buku Cin olmasi muhtemeldir.
T’anglar, ismen de olsa, kendilerine bagli ve siyasetlerine uygun bir tutum içinde bulunan bu Uygur devletinin, mesru Çin idaresine isyan eden Turfan, Bes-balik askerî valilerini ortadan kaldirarak Hami’ye kadar hakimiyet kurmalarina süphesiz müdahale etmiyorlardi. Bu suretle, siyasî nüfuzu gittikçe artan ve Iç-Asya’nin ticaret yollari üzerinde olmasi ile de iktisaden gelisen Uygur Devleti, ayni zamanda Manihaizm’in bölgede yayilmasina vasita oluyordu. Nitekim T’anglar’in yikilisi sirasinda Tun-huang askeri bölgesini isgal eden Çinli kumandan, muhtar “devlet”ini kurarken “Beyaz elbise giyen Gök-oglu” lakabini almisti (Maniheistler beyaz giyiyorlardi). Fakat bilindigi gibi, Kan-çou Uygurlari bu muhtar “devlet”e son vermisler (911), bu tarihten itibaren Dogu Türkistan Uygur Devleti de müstakil olmustu.
Bundan sonra, güneyde Tibet, Bati Türkistan’da Karluk bölgesi ile sinirli ve baslica sehirleri Turfan, Kasgar, Bes-balik, Kuça, Hami (Urumçi) olan ülkelerini müdafaa ile yetinerek sanat, edebiyat ve ticaret sahasinda yükselen bu Uygur Devleti ile ilgili siyasi hadiseler hakkinda, fazla bilgi görülmüyor. Ancak, 947’de baskentin Hoço (Dogu Türkistan’da Kara-hoca = Kao-Ch’eng) sehri ve yazlik merkezin de Bes-balik (Pei-ting) oldugu ve “Gün Ay Tangride Kut Bulmis, Ulug kut onanmis, alpin, erdemin, il tutmus Alp Arslan Kutlug Kül Bilge Tangri Han”in devleti idare ettigi biliniyor. Uygur hükümdarlarina “iduk-kut” lakabi verilmis ve baskent Iduk-kut (Idi-kut) sehri diye anilmistir.
Uygurlar hakkinda en ilgi çekici bilgiye, Çin’deki Kuzey Sung imparatoru tarafindan, 981’de Kara-hoça’ya elçi olarak gönderilen Wang-ye tö’nün seyahat notlarinda tesadüf edilmektedir ki, kültür tarihi bakimindan büyük deger tasir.
Dogu Türkistan Uygur Devleti’nde, dogu Uygur kolunda oldugu gibi, Budizm çok yayilmis, hatta Manihaizm’den üstün bir mahiyet almis, bunun yaninda Nesturî Hiristiyanlik ve baslangiçta pek az olmak üzere Islamiyet, tesirlerini göstermistir. Müslüman-Türk Karahanlilar, Kasgarli Mahmud’un eserinde (1074) “kâfir” diye bahsedilen Uygurlar’la mücadele ediyor ve Uygur ülkesinde, Islamiyet’i yaymaga çalisiyorlardi. Sonra, Islamiyet, Çin’e Uygurlar vasitasi ile girdigi için, oradaki ilk Müslüman Çinlilere Huei-ho (Uygur) denilmistir.
Dogu Türkistan Uygur Devleti, 1209’da Cengiz Han’a baglandigi zaman, o tarihe kadar Kara-Hitaylar’a tabi durumunda olan Iduk-kut Barçuk Art-Tegin bulunuyordu. Islam kaynaklarinda daima “Dokuz-oguz” diye bahsedilen Uygurlarin hakimiyeti, fiilen sona ermekle beraber, Mogollar tabiiyetinde olarak Uygur sülalesi, Iduk-kut unvani ile, Çin’de Ming devrinin baslarina, son Uygur Idi-kut’u Ho-sang, Ming sülalesi kurucusuna teslim oluncaya kadar (1368) devam ettigi gibi, birçok Uygur, Cengiz Mogollari devletinde yüksek idari vazife almis ve Uygur medeni tesirleri Asya’nin dogusu ve batisinda asirlarca hissedilmistir.