<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><!-- generator="wordpress/2.3.1" -->
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	>
<channel>
	<title>Genel Türk Tarihi için yorumlar</title>
	<link>http://www.turkhane.net</link>
	<description>Türk Dünyası, Türk tarihi, kültürü, sanatı, medeniyeti ve bunlarla ilgili her konuda, bilgi ve görüşler.</description>
	<pubDate>Sun, 11 May 2008 23:40:54 +0000</pubDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.3.1</generator>
		<item>
		<title>Anadolu&#8217;daki millî uyanış yazısına Metin tarafından yapılan yorumlar</title>
		<link>http://www.turkhane.net/anadoludaki-milli-uyanis-168.html#comment-35</link>
		<dc:creator>Metin</dc:creator>
		<pubDate>Sat, 19 Jan 2008 18:49:09 +0000</pubDate>
		<guid>http://www.turkhane.net/anadoludaki-milli-uyanis-168.html#comment-35</guid>
		<description>selam naber</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>selam naber</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Birinci Dünya Savaşı ve Millî Mücadele yazısına Türkçe Haber, Forum, Gazete, Blog ve Güncel Sitelerin Rss Sayfası &#187; Blog Archive &#187; Birinci Dünya Savaşı ve Millî Mücadele tarafından yapılan yorumlar</title>
		<link>http://www.turkhane.net/birinci-dunya-savasi-ve-milli-mucadele-167.html#comment-22</link>
		<dc:creator>Türkçe Haber, Forum, Gazete, Blog ve Güncel Sitelerin Rss Sayfası &#187; Blog Archive &#187; Birinci Dünya Savaşı ve Millî Mücadele</dc:creator>
		<pubDate>Wed, 28 Nov 2007 18:19:41 +0000</pubDate>
		<guid>http://www.turkhane.net/birinci-dunya-savasi-ve-milli-mucadele-167.html#comment-22</guid>
		<description>[...] Birinci Dünya Savaşı ve Millî Mücadele İtalyan ve özellikle Balkan savaşları, Osmanlı Devleti&#8217;nin içinde bulunduğu siyasî ve askerî yöndeki çaresizliği, bütün dehşetiyle ortaya koydu. Siyasî yönden yalnızlığa itilmiş olmak, büyük bir tehlike olarak, hemen Balkan savaşları akabinde tekrar ortaya çıkartılan &#8220;Ermeni meselesi&#8221;, dolayısıyla &#8220;reformu&#8221; ile belirdi. Bu, artık sıranın Anadolu&#8217;nun parçalanmasına gelmesi demekti. Rusya&#8217;nın tazyiki, İngiliz ve Fransızların da iştirakleriyle, Ayastefanos&#8217;un 16. maddesine tekrar işlerlik kazandırıldı. Ermenilerle meskûn olan altı vilâyetin (Vilâyât-ı sitte) iki gruba ayrılması (birinci grup: Erzurum, Trabzon, Sivas; ikinci grup: Van, Bitlis, Harput, Diyarbekir), başlarına iki yabancı umumî müfettiş tayini ve bunlara valiler dahil bütün memurların tayin ve azil haklarının tanınması; Kürt Hamidiye Alaylarının ilgası, Ermenice&#8217;nin, Kürtçe ve Türkçe ile yan yana kullanılması, dolayısıyla bu vilayetlerde Türk ve Kürtlerden oluşan Müslüman çoğunluğa kıyasla genelde, küçük bir nüfus oluşturan Ermenilere eşit oranda ve uluslararası garantide üstün haklar verilmesi, bölgenin denetiminin elden çıkması demekti. Bu durum, Rusya ile yapılan ikili antlaşma (&#8221;Muamele&#8221;, 8 Şubat 1914) gereği devletlerarası hukukta geçerlilik kazanan bir devlet belgesi halinde tanzim edildi. Böylece &#8220;Ermeni reformu&#8221; nihayet başarıya ulaşmış, uzun zaman sürüncemede bırakılan Ayastefanos ve dolayısıyla Berlin antlaşmalarının konuyla ilgili hükümleri, hayata intikal ile tahakkuk etmiştir. Ermeni reformunun tatbik safhasında, Cihan Savaşı (Birinci Dünya Savaşı) patladı. 1914 senesi içinde Almanya&#8217;ya yanaşılması ve Almanya yanında savaşa gözü kapalı olarak girilmesinde, Ermeni meselesinin katettiği bu hayatî gelişmenin önemli bir âmil (etken) olduğu kesindir. İngiltere ve Fransa&#8217;ya yapılan yakınlaşma ve acil istikraz (borçlanma) teşebbüslerinden ümit kesilmesi ve devam eden siyasî yöndeki yalnızlık, &#8220;Şark&#8217;a doğru yayılma&#8221; politikasında menfaat istikameti bulunan Almanya&#8217;ya yaklaşılmasından başka bir tercihe yer bırakmamaktaydı. Mağlup ordu, Doksanüç Bozgunu sonrasında olduğu gibi, yine Alman askerî heyetleri ile düzenlenmek istendi. General Liman von Sanders başkanlığında gelen (14 Aralık 1913) ve sayıları kısa zamanda -Golç Paşa&#8217;nın da iştirakiyle- artacak olan Alman askerî heyeti, göreve başladı. (more&#8230;) [...]</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>[&#8230;] Birinci Dünya Savaşı ve Millî Mücadele İtalyan ve özellikle Balkan savaşları, Osmanlı Devleti&#8217;nin içinde bulunduğu siyasî ve askerî yöndeki çaresizliği, bütün dehşetiyle ortaya koydu. Siyasî yönden yalnızlığa itilmiş olmak, büyük bir tehlike olarak, hemen Balkan savaşları akabinde tekrar ortaya çıkartılan &#8220;Ermeni meselesi&#8221;, dolayısıyla &#8220;reformu&#8221; ile belirdi. Bu, artık sıranın Anadolu&#8217;nun parçalanmasına gelmesi demekti. Rusya&#8217;nın tazyiki, İngiliz ve Fransızların da iştirakleriyle, Ayastefanos&#8217;un 16. maddesine tekrar işlerlik kazandırıldı. Ermenilerle meskûn olan altı vilâyetin (Vilâyât-ı sitte) iki gruba ayrılması (birinci grup: Erzurum, Trabzon, Sivas; ikinci grup: Van, Bitlis, Harput, Diyarbekir), başlarına iki yabancı umumî müfettiş tayini ve bunlara valiler dahil bütün memurların tayin ve azil haklarının tanınması; Kürt Hamidiye Alaylarının ilgası, Ermenice&#8217;nin, Kürtçe ve Türkçe ile yan yana kullanılması, dolayısıyla bu vilayetlerde Türk ve Kürtlerden oluşan Müslüman çoğunluğa kıyasla genelde, küçük bir nüfus oluşturan Ermenilere eşit oranda ve uluslararası garantide üstün haklar verilmesi, bölgenin denetiminin elden çıkması demekti. Bu durum, Rusya ile yapılan ikili antlaşma (&#8221;Muamele&#8221;, 8 Şubat 1914) gereği devletlerarası hukukta geçerlilik kazanan bir devlet belgesi halinde tanzim edildi. Böylece &#8220;Ermeni reformu&#8221; nihayet başarıya ulaşmış, uzun zaman sürüncemede bırakılan Ayastefanos ve dolayısıyla Berlin antlaşmalarının konuyla ilgili hükümleri, hayata intikal ile tahakkuk etmiştir. Ermeni reformunun tatbik safhasında, Cihan Savaşı (Birinci Dünya Savaşı) patladı. 1914 senesi içinde Almanya&#8217;ya yanaşılması ve Almanya yanında savaşa gözü kapalı olarak girilmesinde, Ermeni meselesinin katettiği bu hayatî gelişmenin önemli bir âmil (etken) olduğu kesindir. İngiltere ve Fransa&#8217;ya yapılan yakınlaşma ve acil istikraz (borçlanma) teşebbüslerinden ümit kesilmesi ve devam eden siyasî yöndeki yalnızlık, &#8220;Şark&#8217;a doğru yayılma&#8221; politikasında menfaat istikameti bulunan Almanya&#8217;ya yaklaşılmasından başka bir tercihe yer bırakmamaktaydı. Mağlup ordu, Doksanüç Bozgunu sonrasında olduğu gibi, yine Alman askerî heyetleri ile düzenlenmek istendi. General Liman von Sanders başkanlığında gelen (14 Aralık 1913) ve sayıları kısa zamanda -Golç Paşa&#8217;nın da iştirakiyle- artacak olan Alman askerî heyeti, göreve başladı. (more&#8230;) [&#8230;]</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Kırım Savaşı (Kırım Harbi) yazısına Türkçe Haber, Forum, Gazete, Blog ve Güncel Sitelerin Rss Sayfası &#187; Blog Archive &#187; Kırım Savaşı (Kırım Harbi) tarafından yapılan yorumlar</title>
		<link>http://www.turkhane.net/kirim-savasi-kirim-harbi-159.html#comment-21</link>
		<dc:creator>Türkçe Haber, Forum, Gazete, Blog ve Güncel Sitelerin Rss Sayfası &#187; Blog Archive &#187; Kırım Savaşı (Kırım Harbi)</dc:creator>
		<pubDate>Wed, 28 Nov 2007 18:19:26 +0000</pubDate>
		<guid>http://www.turkhane.net/kirim-savasi-kirim-harbi-159.html#comment-21</guid>
		<description>[...] Kırım Savaşı (Kırım Harbi) Osmanlı Devleti ve müttefikleri İngiltere, Fransa ve Piemento ile Rusya arasında, 1853-1856 yıllarında yapılan savaş. 1800’lü yıllarda dünyada iki büyük İslâm devleti vardı. Biri Osmanlı Devleti, diğeri ise, Hindistan’daki Gürgâniye (Babür) Hükümdarlığıydı. İslâmiyet&#8217;in büyük düşmanı olan İngilizler ise, devamlı bu iki devleti nasıl yok edebileceklerini planlamakla meşguldüler. Önce Gürgâniye Devletini parçalamaya karar verdiler. Böylece hem Asya’daki Müslümanları başsız bırakacaklar, hem de Hindistan’ın hazinelerine ve ticaretine hakim olacaklardı. Fakat Osmanlı Devletinin, buna mâni olmasından korkuyorlardı. Bunun için, Osmanlı Devletiyle Rusya arasında savaş çıkarmaya çalıştılar. Sıcak denizlere inme hayaliyle yanıp tutuşan Rusya’yı devamlı tahrik ettikleri gibi, sadrazam Mustafa Reşid Paşa&#8217;yı da kandırarak, Rusya’ya karşı düşmanca tavır takınmasını temin ettiler. İngilizlerin asıl maksadını anlayamayan Rus Çarı Birinci Nikola, İngilizlerle, Osmanlı toprakları hakkında görüşmeye karar verdi. 9 Ocak 1853’te Sen-Petersburg’un kışlık sarayında verilen bir baloda, İngiliz elçisine Osmanlı Devletinin topraklarını paylaşmayı teklif etti. Ancak, İngiltere bu teklifi reddettiği gibi, durumu Bâbıâli’ye de bildirdi. Bunun üzerine Rusya, Osmanlı Devleti hakkında, tek başına tedbirler almaya kalkıştı. İstanbul’a prens Mençikof’u elçi olarak gönderip, Fransa’nın Kudüs’te daha önceleri Katolikler adına sağladığı imtiyazların Ortodokslar için de tatbik edilmesini, Ortodoks tebaanın himayesinin Rusya’ya verilmesini istedi. Fakat Mustafa Reşid Paşa, bu teklifleri reddedip meselenin diplomatik yollardan çözümünü önledi. Bunun üzerine Avusturya İmparatorluğu ile Prusya Krallığı, İstanbul ve Petersburg’a kendi hakemliklerinde bir konferans toplanıp savaşın önlenmesini teklif ettiler. Rusya, bu teklifi kabul ettiği halde Mustafa Reşid Paşa, İngilizlerin tahriki ile reddetti. Böylece, iki devlet arasında münasebetler tamamen kesildi. Rusya, savaş ilan etmeden Eflak ve Boğdan’ı işgal etti. Bunun üzerine Osmanlı Devleti, 4 Ekim 1853’te Rusya’ya harp ilan etti. (more&#8230;) [...]</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>[&#8230;] Kırım Savaşı (Kırım Harbi) Osmanlı Devleti ve müttefikleri İngiltere, Fransa ve Piemento ile Rusya arasında, 1853-1856 yıllarında yapılan savaş. 1800’lü yıllarda dünyada iki büyük İslâm devleti vardı. Biri Osmanlı Devleti, diğeri ise, Hindistan’daki Gürgâniye (Babür) Hükümdarlığıydı. İslâmiyet&#8217;in büyük düşmanı olan İngilizler ise, devamlı bu iki devleti nasıl yok edebileceklerini planlamakla meşguldüler. Önce Gürgâniye Devletini parçalamaya karar verdiler. Böylece hem Asya’daki Müslümanları başsız bırakacaklar, hem de Hindistan’ın hazinelerine ve ticaretine hakim olacaklardı. Fakat Osmanlı Devletinin, buna mâni olmasından korkuyorlardı. Bunun için, Osmanlı Devletiyle Rusya arasında savaş çıkarmaya çalıştılar. Sıcak denizlere inme hayaliyle yanıp tutuşan Rusya’yı devamlı tahrik ettikleri gibi, sadrazam Mustafa Reşid Paşa&#8217;yı da kandırarak, Rusya’ya karşı düşmanca tavır takınmasını temin ettiler. İngilizlerin asıl maksadını anlayamayan Rus Çarı Birinci Nikola, İngilizlerle, Osmanlı toprakları hakkında görüşmeye karar verdi. 9 Ocak 1853’te Sen-Petersburg’un kışlık sarayında verilen bir baloda, İngiliz elçisine Osmanlı Devletinin topraklarını paylaşmayı teklif etti. Ancak, İngiltere bu teklifi reddettiği gibi, durumu Bâbıâli’ye de bildirdi. Bunun üzerine Rusya, Osmanlı Devleti hakkında, tek başına tedbirler almaya kalkıştı. İstanbul’a prens Mençikof’u elçi olarak gönderip, Fransa’nın Kudüs’te daha önceleri Katolikler adına sağladığı imtiyazların Ortodokslar için de tatbik edilmesini, Ortodoks tebaanın himayesinin Rusya’ya verilmesini istedi. Fakat Mustafa Reşid Paşa, bu teklifleri reddedip meselenin diplomatik yollardan çözümünü önledi. Bunun üzerine Avusturya İmparatorluğu ile Prusya Krallığı, İstanbul ve Petersburg’a kendi hakemliklerinde bir konferans toplanıp savaşın önlenmesini teklif ettiler. Rusya, bu teklifi kabul ettiği halde Mustafa Reşid Paşa, İngilizlerin tahriki ile reddetti. Böylece, iki devlet arasında münasebetler tamamen kesildi. Rusya, savaş ilan etmeden Eflak ve Boğdan’ı işgal etti. Bunun üzerine Osmanlı Devleti, 4 Ekim 1853’te Rusya’ya harp ilan etti. (more&#8230;) [&#8230;]</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Rodos&#8217;un Fethi yazısına kiremit tarafından yapılan yorumlar</title>
		<link>http://www.turkhane.net/rodosun-fethi-144.html#comment-11</link>
		<dc:creator>kiremit</dc:creator>
		<pubDate>Sat, 10 Nov 2007 09:43:44 +0000</pubDate>
		<guid>http://www.turkhane.net/rodosun-fethi-144.html#comment-11</guid>
		<description>çok yararlı bi bilgi oldu çok tşk ederim</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>çok yararlı bi bilgi oldu çok tşk ederim</p>
]]></content:encoded>
	</item>
</channel>
</rss>
